- Köy okulları ile ilgili dernek kurduk!
- Hangi köy? Kadıköy? Bakırköy? Mecidiyeköy? 
- Yok hiç gidip görmediğin Anadolu'nun köyleri için. 
- Kitap, palto filan mı dağıtıyorsunuz? Evde eski ansiklopediler duruyor. Alır mısınız? 
- Hayır, biz eşya yardımı yapmak için kurmadık. Onun için başka platformlar var. 
- E, o zaman ne yapıyorsunuz? 
- Köylerdeki öğrenci ve öğretmenler için 21. yüzyıl şartlarına uygun okullar ile eğitim modelleri geliştirmek için çalışıyoruz.


Köy Okulları Değişim Ağı, ya da kısa adıyla KODA'yı arkadaşlarıma anlattığımda yukarıda yer alan diyaloğun benzerlerini birçok kez yaşadım ve yaşıyorum. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayanlar için iki türlü köy var: İlki anne veya baba tarafının memleketi olan ve çoğunlukla gidip de görmedikleri ama "bizim" dedikleri Anadolu'nun uzak köyleri. Bir diğer köy ise Kadıköy, Ortaköy, Mecidiyeköy, Bakırköy gibi İstanbul'un farklı muhitleri. KODA'da istikamet ilk gruba dahil olan köyler. Derneğin resmi merkezi ise ikinci grupta yer alan İstanbul Kadıköy'de.

* * * 

Eğitimde fırsat eşitsizliği denildiğinde yılın belirli dönemlerinde ortaya raporlar yığılır. Sayılar dünyasında eğitim ile ilgili sosyal bilgiler dersi bir anda matematik dersine çevirilir. "Uluslararası PISA sonuçları açıklandı. Eğitimdeki durumumuz..." diye başlayan açıklamalarla sistem eleştirilir, kızılacak sorumlu aranır, aynalardan bir süre kaçılır ve hayat kaldığı yerden akmaya devam eder. 

Anadolu'nun o uzak noktalarındaki köy okulları söz konusu olduğunda birçok kişinin aklında belli kalıplar var: 
"Köy enstitüleri kapatılmasaydı şimdi var ya..." şeklinde söze başlayan arkadaşlarıma soruyorum köy enstitüleri hakkında ne biliyorlar diye. Cumhuriyetin ilanından birkaç yıl sonra açıldıklarını sananlar da var bundan 15-20 yıl önce kapatıldıklarını sananlar da... 
Başka arkadaşlar ise "Köy mü kaldı ki? Bak dedemlerin köyünün olduğu ....... şehri de zaten artık büyükşehir; köyün muhtarı da artık mahalle muhtarı oldu. Tarım yapan da yok zaten hemen yanında sanayi sitesi varmış." diyerek haklı olsalar bile tüm Türkiye'yi kendi köyleri gibi düşünüyorlar.
"Bak köylerden de TEOG birincileri çıkıyor" diyerek basında çıkan haberlerle gururlananlara da rastlıyorum. 

"Köy okulu" dediğimde hemen hemen herkesin birleştiği bir nokta varsa o da piramit. Yok Mısır piramitleri değil Rus asıllı Amerikalı psikolog Abraham Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini içeren piramit: "Öğrencilerin öğretmenlerin fizyolojik ihtiyaçlarını sağlayın, kendilerini gerçekleştirmelerini sonra düşünürsünüz."

* * *

Öte yandan İstanbul'un "köy"lerinde bu aralar Montessori, Waldorf, Reggio Emilia gibi telaffuzunda zorlanılan ama maddi imkanı veya burs bulma şansı olan ailelerin ilk tercihleri arasında yer alan birçok anaokulu ve ilkokul açılıyor. 
Başka Bir Okul Mümkün Derneği ve eğitim içerikleri ile yöntemler açısından yönlendirdiği velilerin inisiyatifinde İzmir, Ankara, Muğla (Bodrum) gibi şehirlerde açılan kooperatif okullar da bu anlamda Türkiye adına sevindirici örnekler.  
(Alternatif eğitim konusunu merak edenlere bu sitede yer alacak başka yazılarla daha detaylı bilgi vereceğim.) 

* * *

İşte bizler KODA'da Maslow amcanın piramidinin tepesine alternatif eğitim metotlarıyla çıkmak istiyoruz. Bunun mümkün olması için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Bu işler öyle Oxford'da, Harvard'da okuyarak olmuyor. Elbette oralarda okumanın da model geliştirmek için katkısı var. Ancak burada asıl kilit rol Urfa Harran'da, Diyarbakır'da, Balıkesir'de, Muğla'da, Trabzon'da kısacası Türkiye'deki eğitim fakültelerini başarıyla tamamlayıp üstüne KPSS zorluklarına katlanıp binbir güçlükle görev yerlerine atanmış öğretmenlere düşüyor. 

Köy okullarının gelişmesinde katkı sağlamak isteyenler en başta onlara destek olmalılar. Onlarla birlikte öğrencilere, öğrencilerin annelerine babalarına akrabalarına yani köyün sakinlerine... Sorunlar üzerinde durup şikayet etmek yerine çözüme ulaşmış öğretmenlere kulak vererek, öğrencileri istatistik olarak değil birey olarak görerek... Kısacası onlara yardım etmeden önce onlardan yardım alarak!
 

* * *

Köylerdeki sorunları görmezden gelmeden oralardaki fırsatları da görelim. Yeşilin ve mavinin yerini grinin almadığı; komşulukların ve paylaşımların yerini gökdelenlere, kameralı, korumalara parmaklıklı sitelere bırakmadığı bu yerlere sahip çıkalım. Onların oraların bize olduğu kadar bizim de onlara oralara ihtiyacımız olduğunu unutmayalım. 

* * *

  KODA'daki hedeflediğimiz model okul

KODA'daki hedeflediğimiz model okul

Bizler bu düşüncelerle yola çıkarak saha araştırması ile başlayan serüvenimizde Aralık 2016 tarihinde dernekleştik. Başlangıç aşamasında en başta gördüğünüz diyalogları bolca yaşamak pahasına en yakın arkadaşlarımızdan derneğe bağış toplamaya başladık.
Avrupa Birliği fonu olur mu? Hangi şirket bize sponsor olur? Konsolosluklar? Anadolu'daki firmalar? Eğitim alanında aktif vakıflar? derken ilk çalışmalarımızı İl Milli Eğitim Müdürlüklerinden de izin alarak Kastamonu, Samsun ve Muş'ta gerçekleştirdik.  Saha araştırmamız sonucu seçtiğimiz okul ve öğretmenlerle birlikte düzenli olarak çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz.

Bu linkte yer alan belgeler üzerinden faaliyetlerimizi yakından inceleyebilirsiniz.

Dernek olduğumuz günden itibaren geçen 6-7 aylık süre bizim için de bir okul oldu. Birçok şey öğrendik ve öğrenmeye devam ediyoruz. Öğrendiğimiz yeni bilgi ve deneyimler ışığında yeni dönemde yeni çalışmalara başlıyor olacağız. 

* * *

 

Yeni bir haber: 
Sahadaki ekibimiz köyden köye koşarken sizler de KODA ve köylerdeki çocuklar için bir kıtadan diğerine koşabilirsiniz!

KODA-Adım Adım koşucuları arasında yer almak isterseniz
bit.ly/koda-adimadim linkindeki formu doldurabilirsiniz. 

Ayrıca KODA'yı 

facebook.com/kodegisim
instagram.com/kodegisim
medium.com/kodegisim
twitter.com/kodegisim
linkedin.com/company/kodegisim

hesaplarından da takip edebilirsiniz.